İbrahim Saraçoğlu’ndan Bebek ve Çocuk Öksürmesine Kesin Çözüm

Öncelikle şu konuyu belirtelim. Bebeklerin gündüz yani uyanıkken ara  sıra öksürmelerinde pek sorun yoktur fakat bu öksürük çok uzun süreler devam ediyorsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekir.

Eğer öksürükleri balgam şeklinde ise, burun kapalı ise ve özellikle gece uyurken öksürüyorsa kesinlikle hemen müdahale edilmesi gerekiyor. Faranjit belirtisidir ve ilerlerse bronşite çevirme ihtimali yüksektir.

Antibiyotik kullanımı çocukların ve bebeklerin savunma sistemini kötü etkileyebiliyor. Onun için bitkisel ve doğal yöntemlerle mücadele çok önemli.

Ahmet Maranki kuru öksürüğe iyi gelen bir yöntemini şu şekilde tarif ediyor.

İbrahim Saraçoğlu Tarifi

12 yaşına gelmemiş hiçbir çocuğa kür uygulamadığını vurgulayan İbrahim Saraçoğlu iki tane kür verdi.

Adaçayı gargarası: bademcik ve boğaz enfeksiyonları için.

Alerjik astımı varsa keçiboynuzu.

Sabah bir tatlı kaşığı keçiboynuzu. Keçiboynuzu kaynatıp suyunu içiriyoruz.

Geçmeyen öksürüğü varsa bir tutam hatmi (çiçeklerini açmış olması lazım) Yarım bardak kaynar süt, içine de bir tutam hatmi içine atacaksınız ve bir iki defa karıştırıp ılıtıp içiriyoruz.

Bronşite bağlı öksürüğün ortadan kalktığını göreceksiniz.

Çocuklarda öksürük ve bebeklerde öksürük gibi rahatsızlıklarda uygulanabilecek yöntemlerden muzdarip olan kullanıcılarımız bu yöntemleri doktorlarına danıştıktan sonra uygulayabilirler.

Bunlar takviye amaçlı yöntemlerdir. Doktorunuza mutlaka danışın.

Yukarıda bahsettiğimiz uygulamaların videosunu da aşağıda izleyebilirsiniz.

Sağlıklı günler dileriz.

Please follow and like us:

Öksüren Bebeklere İbrahim Saraçoğlu ve Ahmet Marankiden Etkili Çözüm Yolları

Kış aylarının gelmesiyle birlikte sık karşılaştığımız rahatsızlıklardan biri de özellikle çocuklarda ve daha da kötüsü bebeklerde görülen öksürük.

Terlerinin soğuması, soğuk algınlığının üzerinden geçmemesi ve ilerleyince bronşite çevirmesi durumudur.

Bebeklerde Öksürüğe iyi gelen bitkisel yöntemleri işin ustası olan Ahmet Marankiden dinleyelim.

Kuru kuru öksürüğe iyi gelen karışım.

Her yer mikrop dolu. bu mikroplar hastalıklara neden oluyor. Bağışıklığı güçlü tutmak gerekiyor.

Turp. Gaz yapıyor şeklinde şikayette bulunmayın. Yemeseniz de tarlasından geçin denir hatta. gaz çıkarıcıdır. Uzak doğuda turpu kaynatıp hastalara kansere karşı kullanıyorlar.

Siyah turpun içini biraz oyun. içine balı koyun. Turpun oyduğumuz kısmı değil de diğer kısmını hafifçe kesin. Bir bardağa koyup sabaha kadar bekletin. Bu şekilde turpun içine koyduğumuz bal turpun içindeki tüm vitaminleri alıp bardağa boşalacaktır.

turp-bal

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi bir uygulama yapıyoruz. (turpun içinde bal var. aşırı da oymuyoruz turpu.)

etken maddelerin hepsini sabaha kadar süzüp bardağa akıtacak.

Her gün gece bir bardak dipte kalan suyu çocuklarımıza içiriyoruz. Bu şekilde yaptığımız uygulamada turpu ertesi günde kullanabilirsiniz. Yani bir turpu iki defa kullanabilirsiniz.

Gece yaptığınızı sabah, sabah yaptığınızı da gece içirin. Bunu 7 gün uygulayın. Öksürük, astım, alerji, grip, enfeksiyon, halsizlik, bağışıklık zayıflığına karşı çok etkili.

Oyduğunuz turpu da salatalarda kullanabilirsiniz.

2. formülümüz. 

Bir bardak kaynamış suyun içine bir bir kaşık karbonat koyun. 10 damla da iyot tentürdiyotu koyup karıştırın ve gargara yapın tükürün. Bunun aşırı faydasını göreceksiniz.

İbrahim Saraçoğlu Tarifi

12 yaşına gelmemiş hiçbir çocuğa kür uygulamadığını vurgulayan İbrahim Saraçoğlu iki tane kür verdi.

Adaçayı gargarası: bademcik ve boğaz enfeksiyonları için.

Alerjik astımı varsa keçiboynuzu.

Sabah bir tatlı kaşığı keçiboynuzu. Keçiboynuzu kaynatıp suyunu içiriyoruz.

Geçmeyen öksürüğü varsa bir tutam hatmi (çiçeklerini açmış olması lazım) Yarım bardak kaynar süt, içine de bir tutam hatmi içine atacaksınız ve bir iki defa karıştırıp ılıtıp içiriyoruz.

Bronşite bağlı öksürüğün ortadan kalktığını göreceksiniz.

Çocuklarda öksürük ve bebeklerde öksürük gibi rahatsızlıklarda uygulanabilecek yöntemlerden muzdarip olan kullanıcılarımız bu yöntemleri doktorlarına danıştıktan sonra uygulayabilirler.

Bunlar takviye amaçlı yöntemlerdir. Doktorunuza mutlaka danışın.

Yukarıda bahsettiğimiz uygulamaların videosunu da aşağıda izleyebilirsiniz.

Please follow and like us:

Bebekler ve Çocuklar için Öksürüğe Çözüm (denenmiş yöntem)

ahmet maranki

Merhaba arkadaşlar,

Bir çoğunuzun, çocuğu rahatsızlandığında eminiz ki endişeye kapılıyor, öksürüğü ve yakalandığı grip karşısında çaresiz olması durumunda yüreği parçalanıyor.

Çocuklarda antibiyotik ilaç kullanmak pek de doğru bir yöntem değil.

Bizim size önereceğimiz de zaten bir ilaç değil, tamamen bitkisel bir şurup.

Prospan isimli şurup bir kaç kullanımdan sonra gayet etkili bir çözüm olmakta. Temin ettiğimiz eczacı bebeklerde yarım kaşık, çocuklarda bir kaşık olacak şekilde tüketilebileceğini söyledi.

Herhangi bir yan etkisinin de olmadığını belirtti.

İnternette farklı fiyatlar yazmakla beraber biz 19.50 Tl’ye satın aldık.

Sizde doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz. Biz doktora danışmadan tavsiye üzerine kullandık ama siz yine de doktorunuza danışın.

Hepinize sağlıklı günler dileriz.

Please follow and like us:

ÇOCUĞUNUZUN AKICISIZLIKLARIYLA İLGİLİ YAPILMASI VE YAPILMAMASI GEREKENLER

Eğer çocuğunuz akıcısızlıklar yaşıyorsa, aşağıdaki davranışlar çocuğunuzda konuşmasından memnun olmadığınız hissini yaratır ve akıcısızlıklarını ‘kötü’ olarak algılatır. Bunun sonucu olarak da akıcısız olmamak için çok çaba harcar. Bu tip kaygı ve kaçma davranışları genellikle akıcısızlıkların artmasına yol açar.

UYGUN DEĞİL

Ona kekelememesini söylemek

Ona kekelediği için ceza vermek ya da onu cezayla tehdit etmek.

Onun sözünü tamamlamak.

Kekelediğinde ‘rahatla’, ‘sakin ol’, ‘düşün de söyle’, ‘yavaş söyle’, ‘düzgün söyle’ demek.

Ona ne söyleyeceğini önceden düşünüp daha sonra söylemesiyle ilgili baskı yapmak.

Onun yerine cevap vermek.

Konuşmasıyla ilgili endişeli ve çok dertli görünmek ve bunu çocuğunuza hissettirmek.

Konuşmasıyla ilgili sinirli ve sabırsız olmak.

Ona konuşmaya başlamadan önce derin bir nefes almasını sonra konuşmaya başlamasını söylemek.

Durup tekrar başlamasını söylemek.

Akıcı olmak için sesini değiştirmesini önermek.

Akıcı olması için bazı sözcüklerden ya da seslerden kaçmasını, kekelediği kelime/sesleri kullanmamasını önermek.

UYGUN

Çocuğunuz akıcısız olduğunda aşağıdakileri yapmanızı öneririz.

√ Akıcı ve akıcısız konuşmaları olduğunda aynı şekilde davranın.

√ Çocuğunuz konuşurken sabırlı olun ve tüm dikkatinizle dinleyin.

√ Onunla konuşmaktan zevk aldığınızı ona hissettirin.

√ Ne söylediğiyle ilgilendiğinizi ona gösterin.

√ Eğer heyecanlı ve acele içindeyse şöyle söyleyebilirsiniz ‘bir dakika benim zamanım var ve senin söylediklerini dinlemek istiyorum.’ Bu ona ‘daha yavaş konuş’ denilmesinden çok daha farklıdır. Bunun yerine ona sadece konuşmasını değil her şeyini yavaşlatması gerektiğini söylemiş oluyorsunuz.

√ Çocuğunuz konuşurken yapmış olduğu ileri düzeydeki,zorlanmalı takılmaları fark ettiğinizi ona bildirin. ‘senin için söylemesi bayağı zordu, değil mi?’şeklinde söylemler ona, kendisinin yaşadığı sorunu anladığınızı ve buna üzülmediğinizi gösterir. Eğer çocuğunuz ‘ben bunu söyleyemiyorum ‘ veya ‘ konuşamıyorum’ gibi şeyler söylerse, ona, daha yumuşak konuşursa ve sizinle birlikte o sözcüğü birkaç kez söylerse o kelimeyi söylemenin daha kolay olacağını belirtin.(bu yardımı sadece çocuğunuz konuşmasından dolayı yaşadığı sıkıntıyı dile getirdiğinde ve hüsran yaşadığında yapmalısınız.)

Hazırlayan:

Dil ve Konuşma Terapisti Kemal Colay-Nida Şanlı Colay

kaynak:

Guitar B. (2006). Stuttering: An Integrated Approach to its nature and treatment. Baltimore, MD: Williams & Wilkins.

www.dilkonusma.com sitesinden alınmıştır

Please follow and like us:

İLETİŞİM, DİL VE KONUŞMA NEDİR, DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU NEDİR

İnsanın kendini yönlendirmesi, değişen ve gelişen ihtiyaçlarını karşılamak için çevredeki uyarıları eleyerek ve düzenleyerek etkin bir onaylandırma ve bunu paylaşma çabasına iletişim denir (1). İletişim kişiler arası bilgi ve düşünce alışverişi amacıyla mesajların kodlanması, iletilmesi ve kodun çözümlenmesi süreçlerini içerir (2).
İletişimin dilsel-işitsel iletişim, görsel iletişim, dokunsal (tactile) iletişim, devinim yoluyla iletişim (kinesics), konum yoluyla iletişim (proxemics), koku-tat yoluyla iletişim, dil eşikli iletişim (paralinguistics) olmak üzere birçok biçimi vardır (1).

Dil anlamları ifade etmek için toplumlarca kullanılan, gelenekselleşmiş ve kuralları uzlaşmaya dayanan semboller sistemidir(2).
Konuşma sözel dildeki sesleri çıkartmak için gerekli olan nöromusküler işlemler topluluğudur.
DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU NEDİR?
Dil ve konuşma bozuklukluğu kabaca kişinin konuşma ve/veya dinleme özelliklerinde kendisi ve/veya başkaları tarafından anormal olarak nitelendirilmesidir. Bunun için iki durum gerekmektedir. İlk olarak kişinin konuşması veya işitmesinde fark edilebilir bir değişiklik, başkalık olmalıdır. İkincil olarak kendisi ve/veya başkası tarafından fark edilmelidir. Kişi ve/veya çevresi bunun farkında değilse kendine bozukluğu varmış gözüyle bakmaz. Kısacası kişinin iletişimini engelleyen ve kişinin içine kapanık, uyumsuz olmasını sağlayan, dil, konuşma ve işitme normal limitlerden sapmalardır (3).
Dil bozukluğu olan kişiler kendilerinden beklenen seviyede anlama ve kendilerini ifade etme özelliklerine sahip değillerdir. Bunlar duydukları sözcükleri anlayamama, okudukları sözcükleri anlayamama, ne dediklerini ifade etmedeki güçlük, yazarak ifade etmedeki sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bu problemler beyin hasarlarına bağlı olarak erken çocukluk veya ilerleyen yaşlarda görülebilir (4).
İşitme bozuklukları iç, orta, dış kulağın bir ya da iki taraflı hasarı veya merkezi duyma sinir sistemindeki hasarlardan kaynaklanır (3).
Konuşma bozuklukları ses (fonasyon), artikülasyon, akıcılık ve nasal rezonans da fark edilebilir sapmalardır. Fonasyon bozuklukları genel olarak çok yüksek sesle veya çok sessiz konuşmak, nefesli veya kısık sesle konuşmak gibi ses kalitesinin düşük olduğu durumlardır. Artikülasyon bozukluklarında kişi konuşma esnasında bir ya da daha fazla sesin telaffuzunda hata yapar (sesi unutur, sesi yanlış çıkarır vs.). Akıcılık bozuklukları konuşmanın ritmindeki karışıklıktan kaynaklanmaktadır. Nasal rezonans bozuklukları konuşma sırasında anormal miktarda burun kavitesine hava gitmesinden kaynaklanır ( Hipernasal konuşmada kişi burnundan konuşuyormuş gibi, hiponasal konuşma burnu tıkalı insanın konuşması gibi.) (3).
Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden 25 metropolitan ildeki 59 özel ve resmi kurumdan örneklem alınarak yapılan özür grupları tablosu

DİL VE KONUŞMA BOZUKULUĞU %
Kekemelik 19
Gecikmiş Konuşma 16
Artikülasyon Bozukluğu 15
Ses Bozukluğu 12
Özel Öğrenme Güçlüğü 11
Gelişimsel Disfazi 8
Edinilmiş Dizfazi/Afazi 5
Dizartri 5
Disapraksi 4
Serebrel Palsi 4
Duygusal/Davranışsal 1

Tablo 1 (Topbaş, Konrot, Ege 2002,Dil ve Konuşma Terapistliği)
Hazırlayan:
Dil ve Konuşma Terapisti Kemal Colay-Nida Şanlı Colay
www.dilkonusma.com sitesinden alınmıştır

Kaynaklar
1. İlknur Maviş, Psikodilbilim ders notları, 03.10.2005
2. S. Topbaş, A. Konrot, P. Ege, Dil ve Konuşma Terapistliği, 2002
3. F. H. Silverman, Essentials of Speech, Language and Hearing Disorders, 2002
4. F. H. Silverman, Essentials of Speech, Language and Hearing Disorders, sayfa:8-9
5. Pınar Ege, Dil ve Konuşma Bozukluklarına Giriş ders notları, 05.10.2005

Please follow and like us:

Çocuğu Şişmanlayan anneler okusun. Çocuğum neden Şişmanlıyor

Uykusuz kalan çocuk şişman oluyor
Konya – Uyku süresi kısa olan çocukların, hem atıştırma süresinin artması, hem de uykusuzluğun iştah mekanizmalarını değiştirmesi nedeniyle daha şişman olduğu bildirildi.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, yaptığı açıklamada, obezitenin, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olan, vücutta aşırı yağ depolanmasıyla ortaya çıkan enerji metabolizması bozukluğu olduğunu söyledi.

Uyku süresi kısa olan çocukların hem atıştırma süresinin artması, hem de uykusuzluğun iştah mekanizmalarını değiştirmesi nedeniyle daha şişman olduğunu söyleyen Doç.

Dr. Mehmet Emre Atabek, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Eğer çocuklar 8 saatten daha az uyurlarsa 10 saat uyku uyuyan çocuğa göre obezite riski 1,82 kat artıyor. Televizyon izleme-bilgisayar kullanımı günlük 2 saati geçmemelidir. Ayrıca daha uzun süre televizyon izleme ile hipertansiyon riski de artmaktadır. Çocuklarda obezitenin önlenmesi ve tedavisi için çocukların görsel medyanın reklamlarından etkilendiği açıktır. Bu konudaki aşırı kalorili yiyecek ve içecek reklamlarına kısıtlama yapılması, hatta denetime tabi tutulması gerekmektedir.”

Doç. Dr. Atabek, çocukluk çağında obezitesi olanların yüzde 80’nın erişkin dönemde de obez kaldığını, obezitenin ortaya çıkmadan veya başlangıç döneminde önlenmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Please follow and like us:

Kızamıkçık

Kızamıkçık, solunum yoluyla veya direkt temasla bulaşan ve 3 gün kadar süren bir döküntüyle seyreden bir hastalıktır. Belirti: döküntü, ensede ve kulak arkasında lenfadenopati (beze). 2-3 hafta süren bir kuluçka döneminden sonra hafif ateş, başağrısı, nezle hali ve öksürük başlar. Döküntü, yüzden başlar, hızla vücuda yayılır. Pembemsidir. 2. Günden itibaren solmaya başlar, 3. gün kaybolur. Hastaların %25’i, hastalığı döküntüsüz geçirir ve tanı konamaz. Bulaştırıcılık: Döküntüden 1 hafta önce başlar, 2 hafta sonra sona erer.

Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu bağışıklık gelişir, bir daha kızamıkçık geçirmezler. Tedavi Semptomatiktir. Genellikle tedavi gerekmez. Tedavi daha çok belirtilere yöneliktir. Ateş düşürücü ilaçlar kullanılır. * Yatak istirahati, * Sulu ve yumuşak gıdalarla beslenme, * Ateş kontrolü:İlk seçilecek ilaç, çocuğun kilosuna göre parasetamoldür (calpol, termalgine, tylol, tamol vb) * Yeterli sıvı verilmesi: İştah azalmasına bağlı olarak su kaybı olabilir. Bunu önlemek için,çocuk olabildiğince sıvı ağırlıklı hafif gıdalarla beslenmelidir. Acılı, baharatlı yiyecekler ve karbonatlı içeceklerden kaçınılmalıdır. Çocuğu, ağrı kesici sonrasında ağrıları azaldıktan sonra beslemek daha kolaydır. * Rahatsız edici öksürük varlığında yumuşatıcı ilaçlar kullanılması. Aşı ve Korunma Aktif immunizasyon ile olur. Hastalığa karşı aşı vardır. Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (MMR) içeren üçlü aşısı 12. ayda ve adolesan dönemde olmak üzere 2 kez uygulanmaktadır. Hastalık ile temas etmiş bağışık olmayan hamile kadına ilk 7 gün içinde IgG ile pasif immünizasyon yapılmalıdır. Bu temas ilk trimestirde olmuşsa gebelik sonlandırılmalıdır.

Please follow and like us:

Kızıl

Kızıl, çocuklarda görülen ateşli ve döküntülü bir hastalıktır. Anjine yol açan streptokok adlı bakterinin bazı türlerinin ürettiği bir toksin, hassas kişilerde kızıl döküntüsüne yol açar. Diğer çocukluk çağı döküntülerinden en önemli farkı antibiyotik tedavisi gerektirmesidir. * 3 yaşından önce pek görülmez. * Kuluçka dönemi 1- 7 gündür Hastalık belirtileri: ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı,yutma güçlüğü, kusma ve bunlardan 1-2 gün sonra ortaya çıkan döküntü. Alın ve yanaklar kızarır, ağız çevresi soluk renklidir.

Döküntünün başlangıcından 2-3 hafta sonra, ellerde deri soyulmaları görülür. Kızıl geçiren çocuğun bakımı: * Yatak istirahati, * Sulu ve yumuşak gıdalarla beslenme, * Ateş kontrolü:İlk seçilecek ilaç, çocuğun kilosuna göre parasetamoldür (calpol, termalgine, tylol, tamol vb) * Doktor önerisiyle uygun antibiyotik kullanımı: Kızılın burada açıklanan diğer döküntülü hastalıklardan farkı, antibiyotik kullanımının mutlaka gerekli olmasıdır. * Yeterli sıvı verilmesi: İştah azalmasına bağlı olarak su kaybı olabilir. Bunu önlemek için,çocuk olabildiğince sıvı ağırlıklı hafif gıdalarla beslenmelidir. Acılı, baharatlı yiyecekler ve karbonatlı içeceklerden kaçınılmalıdır. Çocuğu, ağrı kesici sonrasında ağrıları azaldıktan sonra beslemek daha kolaydır. * Rahatsız edici öksürük varlığında yumuşatıcı ilaçlar kullanılması. Tedavi Tedavide genellikle streptokokları öldüren penisilin kullanılır. Hastalığın hafif geçtiği çocuklarda bile mikropların üreme şansı kalmaması ve çocuğun enfeksiyonu başkalarına bulaştırmaması için, birkaç gün süreyle penisilin tedavisi uygulanır. Hasta çocuk yatak dinlenmesine alınır; ateşi yüksekse, düşürmek için bedenin günde birkaç kez ılık suya batırılmış süngerle silinmesi gerekir. Terleme yoluyla yitirdikleri beden sıvılarını karşılamak ve su yitimine uğramalarını önlemek için bol sıvı içirilmelidir. Sulandırılmış meyve suları içtiği sürece, iştahsızlığı karşısında herhangi bir kaygıya kapılmaya neden yoktur Kızılda, en önemli nokta doktorun önerdiği antibiyotik tedavisini uygun şekilde kullanmak, önerilenden önce kesmemektir. Doktorunuz, eğer iğne değil de ağızdan tedaviyi tercih ederse, antibiyotik şurubu 10 gün vermeniz gerekecektir. Bu, boğazdan mikrobun tam olarak silinebilmesi ve romatizmal ateş gibi komplikasyonları önlemek için gereklidir. Çocuğun boğazı acıyacağı için kolay yutabileceği sıvı, yumuşak kıvamlı gıdalar vermek, ılık tuzlu suyla gargara yaptırmak rahatlatıcı olacaktır. Ateş için doktorunuzun önereceği ateş düşürücüyü birkaç gün kullanmanız gerekebilir. Günümüzde kızıl artık korkunç bir hastalık değildir, ancak tedavi edilmesi gereken bir döküntülü hastalık olduğu da unutulmamalıdır

Please follow and like us:

Çocuklara sorumluluk kazandırmak…

Günümüzde anne-babalara Nasıl bir çocuk yetiştirmek istiyorsunuz? sorusunu sorduğumuzda alınan cevaplar, genelde benzer görüşleri kapsıyor: Başarılı, ne istediğini bilen, özgüven sahibi, kendini iyi ifade edebilen, yeteneklerini ön plana çıkartabilen, mutlu, yaşadığı çevreye uyum sağlayabilen… Aynı soruya bir eğitimcinin vereceği cevap da hiç şüphesiz temelde aynı olacaktır. Anne-babaların ve eğitimcilerin ideal insan tanımına yaklaşan kişiler yetiştirebilmeleri için çocuklarına küçük yaşlarda kazandırmaları gereken bazı değerler vardır. Bu değerler, çocuğun yetişkinlik yaşantısında önemli bir yere sahiptir; çünkü bu değerler, aynı zamanda huzurlu, mutlu ve başarılı bir yaşantının da temel anahtarlarıdır.

İdeal yetişkin tanımında yer alan becerilerin kaynağındaki değerlerden bir tanesi de sorumluluk bilincidır. Yaptığı işi sonuna kadar götüren ve yapmakta olduğu bir davranışın olası sonuçlarına katlanmayı göze alan çocuğa sorumlu çocuk gözüyle bakabiliriz. Sorumluluk bilincini kazanmak, oldukça uzun bir süreç olmakla birlikte, özellikle küçük yaşlarda kazanılmaya başlanması gereken bir değerdir. Elbette ki çocuklar sorumluluk duygusuyla doğmazlar. Ancak sorumluluk sahibi olmayı öğrenme pek çok kişinin sandığından daha erken bir yaşta başlar. Bir bebek dünyaya geldiği ilk andan itibaren çevresinde sezinlediği olaylardan etkilenir. Anne-babanın özenli yaklaşımları, bebeğin ihtiyaçlarına karşı gösterdikleri duyarlılıkları, bebeğin gereksinimlerini zamanında karşılamaları ile gelişmeye başlayan sorumluluk duygusu, ebeveynlerin çocuklarının yaşlarına uygun bazı görevleri vermesiyle de yerleşmeye başlar ve bir bilinç haline gelir. Sorumluluğu bir değer olarak çocuklara nasıl kazandıracağımız konusuna geçmeden önce, sorumluluğun ne olduğunun iyi anlamamız gerekir. Sorumluluk; 1) Kurallara uyma, 2) Tercihlerin ya da seçimlerin sonucuna katlanma, 3) Başka insanlara ve onların haklarına saygı gösterme, olarak ele alınabilir. Ancak sorumluluk, başkalarının söylediği her şeyi yerine getirme olarak düşünülmemelidir. Anne-babasının, öğretmeninin ya da çevresindeki herhangi birinin söylediklerini yerine getiren bir çocuğa, sorumlu çocuk, gözüyle bakamayız. Bu şekilde davranan bir çocuk, gerektiğinde, öncelik vermesi gereken konuların ayrımını yapamaz. Örn: Ertesi gün okulla ilgili bir görevi yerine getirmesi gerekirken, akşam gezmeye giden bir çocuk okula karşı sorumluluğunun aksamasına sebep olurken; şeker hastası bir çocuğun arkadaşlarını kıramayıp, ikram edilen şekeri yemesi de, kendisine karşı sorumluluğunun gelişmediğine bir işarettir. Yukarıda belirtilen örneklerdeki davranışlar, kayıtsız bir uyum olarak değerlendirilebilir

Please follow and like us:

Çocuk Felci

Çocuk felci hastalığının nedeni, polio virüsü denilen bir mikroptur. Polio bir virüs tarafından oluşturulan çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Sinir sistemini istila ederek kalıcı felçlere veya ölüme neden olabilir. Her yaşta görülebilir fakat başlıca üç yaşın altındaki çocukları etkilemektedir. Polio eradike edilebilecek birkaç hastalıktan biridir çünkü insan vücudunun dışında uzun süre yaşayamaz ve etkili ve ucuz bir aşısı mevcuttur.Virüs ağız yoluyla vücuda girerek barsaklarda çoğalır Kalabalık olarak yaşanan yerlerde ve hijyen düzeyi yetersiz olduğunda bulaşma oranı çok yüksektir.

Çevre koşularının kötü olduğu yerlerde suların, besinlerin mikroplu dışkı ile kirlenmesi ve kalabalık ortamlarda havaya yayılan mikropların solunmasıyla bulaşır. Hastalığa yakalanan çocuklarda hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı -kusma gibi her hastalıkta görülebilecek ortak bulgular mevcuttur. Bazı çocuklarda hastalık bu bulgularla sınırlı kalırken , bazılarında ise kalıcı felçler meydana gelmektedir. Felçler çok tipik olarak yumuşaktır. Yani kaslar sert ve kasılmış durumda değildir. Felçler genel olarak, çocuğun kendini ayağa kaldırmasında ve yürümesinde güçlük şeklinde ilk bulgularını verir. Çoğu hastada felç olan bacak ya da kolda duyu kaybı yoktur. İğne batırıldığında bunu hissederler. Bir yaşından büyük yaş grubundaki hassas çocuklar ve yetişkinler mikrobu kaptıklarında felç gelişmesi açısından daha büyük risk altındadırlar. Felç gelişen hastalarda ölüm oranı %2 ile % 20 arasında değişmekte ancak beyindeki solunum merkezinin etkilenmesiyle bu oran % 40’a kadar çıkabilmektedir. Tedavi Etkeni ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi yoktur. Felçlerin geliştiği sırada vücudun, kol ve bacakların nötral pozisyonda (kol ve bacaklar hafif bükük, yatar pozisyon) tutulması gerekir. Solunum kasları ve diafram tutulmuş ise solunum cihazı ile destek uygulanır. Hastalığın aktif dönemi geçtikten sonra fizik tedavi ve bazı kalıcı felçler için cerrahi yöntemler uygulanmaktadır.

Please follow and like us: