4 Eylül 2014

Güne kahvaltısız başlamayın

Kahvaltı günün en önemli ama aynı zamanda da, modern şehir hayatı içinde en çok ihmal edilen öğünü.

Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunun altını çizerek, “Güne kahvaltı etmeden başlanıldığı takdirde ne kadar özen gösterilirse gösterilsin diğer öğünler ve atıştırmalarla günlük beslenme ihtiyacımız karşılanamaz” dedi.

Nestle in The House Cafede düzenlediği ve günün en önemli öğünü olan kahvaltının yararlarının anlatıldığı toplantıda konuşan Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez güne dinç, sağlıklı ve enerjik başlamanın yolunun kahvaltıdan geçtiğini kaydederek, “Sabahları kahvaltı yaptığımız takdirde, vücudumuzun gün boyu alması gereken enerjinin temelleri de atılmış olur.

Kahvaltıda, lif bakımından zengin ve yağ oranı düşük yiyecekler tüketildiğinde, vücudumuza gün boyu dinçlik ve dinamizm aşılayacak besin öğeleri de alınmıştır” şeklinde konuştu.

Günlük beslenme ihtiyacı karşılanamaz
Kahvaltı yapıldığı takdirde bunun vücuda büyük getirileri olacağının altını çizen Selahattin Dönmez, “Kahvaltı yaptığımızda, ilk olarak kan şekerimiz yükselir, vücut kaslarımız çalışır ve bizi gün boyu ayakta tutacak fiziksel enerji sağlanmış olur. Ancak günün en önemli öğünü olan kahvaltı atlandığı takdirde diğer öğünler ve atıştırmalarla günlük beslenme ihtiyacımızı karşılayamayız” ifadelerini kullandı.

Düzenli olarak her sabah kahvaltı yapmanın, öğrenme, dikkat, verimlilik ve aynı zamanda fiziksel dayanıklılığı son derece olumlu etkilediğini vurgulayan Dönmez, “Araştırmalar, kahvaltı yapmayan kişilerin öğrenme yeteneklerinde azalma, belleklerinde zayıflama, günlük işler ve performanslarında düşme ve çevreye karşı ilgide azalma görüldüğünü göstermektedir. Yapılan araştırmalar sonucu kahvaltı yapan öğrencilerin kahvaltı yapmayanlara göre daha başarılı oldukları kanıtlanmıştır” dedi.

İdeal kahvaltısı nasıl olmalı?
Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, lezzetli ve sağlıklı bir kahvaltı için bir takım gereklilikler olduğunu dile getirerek, “Karbonhidrat, protein, lif, mineral ve vitamin bakımından zengin ve az yağlı besinlerin tercih edilmesi gerekir. Kahvaltılık gevrekler içerdikleri enerjiyi ve karbonhidratları vücuda yavaşça aktarırlar. Böylece günün ilerleyen saatlerinde yemek yeme arzusu, abur-cubura yönelme eğilimleri ortadan kalkar, kan şekeri seviyemiz normal seviyesini korur. Lif oranı yüksek kahvaltı, doyurur ve açlık hissini bastırır. Bunlara ek olarak, temel vitamin ve minerallerle güçlendirilmiş kahvaltılık gevrekler, kilomuzu korurken, ihmal ettiğimiz temel besin maddelerini almamızı sağlar. Tahıl gevreği ile birlikte karışık beslenen bireylerin ayrıca vitamin ve mineral desteğine ihtiyaçları olmayacaktır. FDA Amerika Gıda ve İlaç Kurumu az yağlı süt ile hazırlanmış tahıl gevreğinin kalp ve damar hastalıkları açısından koruyucu olduğunu bildirmektedir” şeklinde konuştu.

Lif bakımından zengin besinlerin başında ceviz, fındık gibi sert kabuklu yağıl tohumların geldiğini hatırlatan Uzman Diyetisyen Dönmez, “Bunların yanı sıra; kepeği ayrılmamış tahıl taze sebze ve kabuklu meyveler ve kuru baklagiller gelmektedir. Araştırmalar yüksek oranda lifli gıdalar tüketenlerin, kan kolesterol ve kötü huylu kolesterol LDL düzeylerinin düşük olduğunu ve özellikle işlenmemiş tahıldan elde edilen kahvaltılık gevreklerin kroner kalp hastalığına karşı koruyucu etki sağladığını ortaya koymaktadır” açıklamasını yaptı.

Sindirim sistemine yararları
Diyet lifinin sindirim sistemine de yararlı olduğuna dikkat çeken Dönmez, “Diyet lifi, bağırsakta fermantasyona uğrar ve suyu tutarak kabızlığı önler. Böylece sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Aynı zamanda lifler bağırsaktaki kanser yapıcı maddeleri yapılarına bağlayarak vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar ve kolon kanser riskini azaltır. Ayrıca, östrojen metabolizmasını düzenleyerek kadınları göğüs kanserinden de korur. Şeker hastaları tarafından diyetle alınan yüksek oranda lifin, daha uzun sürede emilmesi nedeniyle kan şekerini daha düşük seviyede kontrol altına aldığı da bilinmektedir” şeklinde konuştu.

Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, Türkiyede okul öncesi ve ilköğretim eğitimi gören öğrenci sayısının 12 milyonu geçtiğini hatırlatarak, “Ne yazık ki, okul öncesi çocukların yüzde 16sının beslenmesi bozuktur. Bu yüzde 14-25i yaşıtlarına göre daha zayıf ve kısa boyludur. Okul çağındaki çocukların ise yüzde 17-35inden fazlasında kansızlık anemi görülmektedir. Öğrencilerin beslenme alışkanlığı incelendiğinde yüzde 60-85inin sabah kahvaltı yapmadığı gözlemlenmiştir. Bu çocukların yüzde 25-43ü kahvaltıda simit, gofret, çikolata, sandviç gibi besinler tüketmektedir” dedi.

Derse devamsızlık oranı azalıyor
Kahvaltı yapan öğrencilerin derste daha katılımcı olduklarını ve okuldaki disiplin sorunları yüzde 50 azaldığını belirten Uzman Diyetisyen Dönmez, “Dolayısıyla ders dinlemeye ve öğrenmeye daha çok vakit kalıyor. Belirli bir zaman sonra ise, matematik notları yüzde 16ya kadar, okuma notları yüzde 10a kadar artabiliyor. Öğrenciler karın ve baş ağrılarından daha az şikayet ediyor. Kahvaltı etmeyen öğrenciler konsantre olmakta zorlanıyor, huzursuz oluyor ve huzursuzluk yaratabiliyor. Kahvaltı etmeyen öğrencilerin kan şekerleri karbonhidrat, protein, lif, mineral düşük çıkıyor ve daha çabuk yoruluyorlar. Kahvaltı eden öğrenciler daha uzun konsantre oluyor ve daha çok bilgi öğrenebiliyor. Yaramazlık yapmıyor ve dersi devamsızlık oranı azalıyor ve daha yüksek notlar alıyorlar” şeklinde konuştu.

Vitamin yetersizliğine dikkat
Türkiyedeki 0-5 yaş grubu çocuklarda, okul çağı çocuk ve gençlerde, yetişkin kadın ve erkeklerde, yaşlılarda vitamin yetersizlikleri görüldüğünü anlatan Dönmez, “Demir eksikliği anemisi önemli bir halk sağlığı sorunudur: 0-5 yaş grubu çocukların yüzde 50si, okul çağı çocukların yüzde 30u, gebe ve emzikli kadınların yüzde 50si kansızdır” dedi. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, demirin insan metabolizmasına büyük yararları olduğunu kaydederek, “Kanda oksijenin dokulara taşınması, bağışıklı sistemi, bilişsel performans için gereklidir. Yetersizliğinde, demir eksikliği anemisi oluşur. Anemik bireylerde baş dönmesi, yorgunluk, iştahsızlık, tırnak incelmesi, kısa nefes alıp verme oluşur. Demirden en zengin besinler, kırmızı et, tavuk, balık ve hindi etidir. Bunu dışında kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, fındık ve fıstık da demir açısından zengin besinlerdir. Demirin diyette daha iyi emilmesi için C vitamini kaynağı ile tüketilmesi gerekir” açıklamasında bulundu.

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir