4 Eylül 2014

Kadınların kabusu: Kilolar!

Günümüzde obezite ve sıfır beden tartışmaları yapıla dursun, yemek yiyebilmek ve 34 beden olabilmek uğruna hayatını tehlikeye atan insan sayısı gün geçtikçe artıyor!

Gelişim çağındaki gençlere kötü örnek olması nedeniyle sıfır beden mankenlerin podyumlarda boy göstermesinin yasaklandığı İngiltere, İspanya, İtalya gibi ülkelerde aşırı zayıflığa karşı önlem alınırken, terazinin diğer ucundaki şişmanlık hastalığının dünya üzerindeki seyri de endişe duyulacak rakamlarla karşımıza çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü#65533;nün yaptığı araştırmaya göre Türkiye şişmanlık sıralamasında 194 ülke arasında yüzde 57#65533;lik bir oranla 54., Yunanistan yüzde 68.5 ile 16. ve Amerika 74.1 ile 9. sırada yer alıyor.

Birincilik ise yüzde 94.5 ile Nauru#65533;da. Peki bunun bir orta noktası yok mu?

Önce küçük evinizi; “vücudunuzu” tanıyın

Hepimiz kataloglarda, reklamlarda gördüğümüz modeller gibi olmayı isteriz. Kim vitrinde görüp iç geçirdiği giysilerin içinde pamuk prenses olmak varken, ruhu bedenine dar gelen bir kahramanı oynamak ister ki? Peki hayalimizdeki ölçülere kavuşurken, sağlıklı yaşamdan diskalifiye olmamak için neler yapmalıyız? Yanlış yapılan diyet ile hayatımızı tehlikeye atmamak ve ömrümüzün geri kalanını kalıcı sistematik hastalıklarla mücadele ederek geçirmemek için yapmamız gereken tek şey; vücudumuzu tanımak ve işin uzmanlarına kulak vermek.

Doç Dr. Mesut Başakın yaptığı açıklamalara göre vücudumuzun yüzde 60ını su, geri kalan yüzde 40lık bölümünü ise çokluk sırasına göre karbonhidratlar KH, yağlar ve proteinler oluşturuyor. Bu son 3lüyü Redkitteki “Dalton Kardeşlere benzetmemiz mümkün. En uzun olanı karbonhidratlar, ortanca olanı yağlar ve en küçük olanı da proteinler.

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir