6 Eylül 2014

Ruhi hastalıkların genel belirtileri

Ruhi hastalıkların genel belirtileri 1 – Davranış Bozuklukları Ruhi hastalıklar sinsi sinsi seyreder, belirtiler birer birer ortaya çıkar. Bu özelliği bakımından hastalığı teşhis kolay değildir. Sabır ve zaman ister. Genel ve en çarpıcı belirti, hastanın eski alışkanlıklarındaki büyük değişiklerdir. Bunun içindir ki, tedavide başarıya ulaşabilmenin en büyük yardımcısı hastanın çocukluk yıllarından itibaren hayat hikâyesidir. Ruhi hastalıklar, alışkanlıkların değişmesinin yanı sıra, tutum, davranış, düşünce ve duygu bozuklukları ile belirir, teşhise imkân verir.

Alışkanlıkların geniş Ölçüde değişmesinin farkına varmayan kimse sadece hastanın kendisidir. Bu da hastalığın en açık belirtilerinden biridir. Sağlıklı günlerinde, işine gücüne karşı sorumluluk duygusu taşıyan, kılığından kıyafetine, yediğinden içtiğine, her konuda hassas olan kişi, hastalığın pençesine düşünce tam bir derbeder, ölçüsüz bir vurdumduymazdır. Hasta, dalgınlığı içinde dünyadan elini eteğini çeker. Hasta, alışılmadık bir canlılık, hareketlilik gösterisi içindedir. Kılık kıyafetine aşırı düşkünlüklerin yanı sıra, temizlik konusunda anormal, olmadık titizlikler gösterir. İyimserlikte olduğu kadar, karamsarlıkta da ölçüsüzlükler, vehimler, şüpheler görülür. Gereksiz suskunluklar kadar yersiz bir konuşkanlık hevesi ortaya çıkar. Hasta, hiç bir konuda sır saklamanın gerekliliğinin, farkında olmaz gene düşüklüğünü bir hüner sayar. Hasta herhangi bir hareketi durup dinlemeden tekrarlar (Stereotipi Duruş Stezotipisi). Ellerini ovuşturur, bulunduğu yerde durmadan yürür. Hasta herhangi bir şekilde duruşu saatlerce sürdürür (Duruş Stereotipi). Elleri çenesinde, dirsekleri dizlerinde, gözleri bir noktaya dikili olarak uzun müddet hareketsiz kalır. Hasta, başka bir hareket yapmak arzusuna rağmen, iradesi dışında diğer bir hareketi tekrarlar veya birçok hareketi sürdürür (Perseverasyon). Ancak, tiklerle alışkanlık spazmozları, Stereotipi–Perseverasyon hastalıklarından sayılmayan basit hareketlerdir. Tiklere ve alışkanlık spazmozlarına karşı bilinçli davranış mevcuttur. Bu durumda olanlar, tiklerinden, alışkanlıklarından kurtulmak isterler. Parmak çıtlatmak, omuz silkmek, gereksiz burun çekmek alışkanlıkları olanlar, hareketlerini normal ölçüler içinde tutmaya gayret eder, bunda bir dereceye kadar başarılı da olurlar. Hâlbuki Stereotipilerde bilinç yoktur. Ağır vakalarda hasta tam bir hareketsizliğe bürünür. Bu duruma bitkinlik sebep olabileceği gibi, mukavemet isteği de yol açabilir (Davranış Negativizmi). Hasta gayretine rağmen hareketi çok ağır şekilde, yapar (Psikomotor Gerilik). Hasta, gördüğü herhangi bir hareketi, zorlamaya, ikaza gerek kalmadan tekrarlar(Ekopzasia). Bu gibi hastalar itaat ederler. Herhangi bir duruş şeklinde, kımıldamadan saatlerce kalırlar. Otomatizm denilen bu hallerde hasta iradesine sahip değildir, otomatik olarak katıldığı hareketin anlamını, önemini bilmez. Uykuda dolaşmak, otomatik yazı yazmak gibi. Hasta düşünerek veya hiç düşünmeden birden bire feveran eder (Tepi). Birçok vakalarda hastanın, herhangi bir konuda şiddetli bir tepki göstermek için hazırlandığı görülür. Hasta ancak bu patlamadan sonra sükûnete kavuşur. Şiddetli tepkiye mani olmaya hastanın gücü yetmez. 2 – Konuşma Bozukluğu Hasta, normal, alışılagelmiş konuşma üslubunu, aşırı konuşkanlık veya suskunlukla değiştirir. Bazı hallerde maksadını, gevezeliğe varan ölçülerle de olsa, anlatmayı başarır, sözünün sonunu düzgünce getirir. Bazı hallerde ise bunun tak aksi görülür. Hasta sözünün sonunu getiremez, konuyu dağıtır, değiştirir, unutur. Konuşmada ağırlaşma bazı hallerde son derece ileri bir safhaya ulaşır (Mutizm). Hasta mahzun, sessiz ve dilsizdir. Melankoli içindedir. Hasta konuşursa bir zarara uğrayacağı vehmi içine girer, ağzını açarsa mikropların hücumuna uğrayacağına inanmış görünür. Hasta, sorulara cevap vermediği halde, yalnızken kendi kendine konuşur. Bu durum Negativizm’den ileri gelir. Hastanın sorulara verdiği cevaplar, hastalığın teşhisinde büyük kolaylık sağlar. Hasta, soruları birçoğunu tekrarladığı kelime yağmuru ile cevaplandırır. Cevaplar soru ile ilgili değildir. Sözler arasında da irtibat yoktur (Verbigezasyon). Hasta, soru ne olursa olsun, konuların değiştirilmesini de anlamamış görünerek, kendince bir takım kelime veya kelimeleri biteviye tekrarlar durur (Konuşma Perseverasyonu). Hasta kendine göre bir konuşma dili belirler. Uydurma bir dille konuşur. Heceleri böler, ayırır, birleştirir ve bunları dile getirir (Neologism). Hasta, parçalayıp böldüğü bu kelimelerle yarattığı konuşma diline son derece bağlı görünür. Hasta, kendisine sorulan sorulara herhangi bir cevap vermek yerine, soruyu tekrarlamakta direnir (Echolallia). 3 – Duygulardaki Bozukluklar Ruhi hastalıklarda, duygular ve duygusal tepkilerde beliren bozukluklar ortaya çıkan vakalar ciddi ve önemli bir başka türü teşkil eder. Hasta, korku, sevinç, sinirlilik, öfke, şüphecilik, kaygılanma ve benzeri hallerde aşırılıklar gösterir. Basit bir sebeple bu konulardan herhangi birisine ait duygular, aşırı ölçüler içinde ve sürekli biçimde açığa vurulur. Hastanın içinde bulunduğu duruma hiçte uygun düşmeyen, abartılmış neşeli, sevinçli hali, hastalığın en önemli belirtilerindendir. Bunun tam aksini teşkil eden, sebepsiz, ölçüsüz, derin keder ve üzüntülerin ortaya çıkması da teşhisi kolaylaştırır. Hastanın düşüncesi ile duygulan arasında denge ve ahenk kaybolur. Sevindirici düşüncelere rağmen teessürle hareket veya üzüntü kaynaklı düşüncelere rağmen duyguların neşe ve sevinçle belirtilmesi diğer hastalık belirtileridir. Hasta, normal hallerde sevindirici veya üzücü duygulara yol açan olaylar karşısında tamamen duygusuz kalır. Erken bunama (Apaty – Duygusuzluk hali). Hasta yeterince başarılı olmadığı düşüncesiyle, çevresiyle ilgisizdir. Yerinde, çok basit bir ikaz, uyarı karşısında ani, çok şiddetli tepkiler gösterir. Tam manasıyla infial içindedir(İrritabilitiy). Yok yere, olmadık hallerde kızar, bağırıp çağırır, gücenir, küser korkuya ve teessüre kapılır. Hastanın duygularında denge kaybolur. Gülerken ağlar, ağlarken güler, duyguları, sebepsiz yere sık sık değişir. Hasta, duygularını kontrol etmek gücünü tamamen kaybeder. Telkinlere açık, bir çocuk gibidir. Normal olaylara karşı belli duyguların açıklanmaması hastalığın en önemli belirtilerindendir. 4 – Düşünmedeki Bozukluklar Ruhi hastalıkların diğer bir bölümünde, düşünmede bozukluklarla hastalık ortaya çıkar. Hasta hayal içindedir. Gerçeklere göre düşünme kabiliyeti kaybolur. Uygulanması, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan düşüncelerle hülyalar sürer gider. Arzular, istekler ve temenniler ite dilekler, duygular düşünme kabiliyetini pençesine alır (antistic). Düşünce şuuraltının emrine girer. Hasta, olduğu gibi değil, olmasını istediği biçimde düşüncelerle davranışlar içinde görünür. Hasta, düşünme de güçlük çeker, ağırlaşma belirtileri gösterir. Ayrıca, herhangi bir düşünceye takılıp kalma yüzünden başka konularla ilgilenme ve düşünme yeteneği de kaybolur (Düşünme Güçlüğü). Herhangi bir fikir düşünceyi tam bir şekilde hâkimiyeti altına alır. Hasta bunun farkındadır. Ancak kendisini bunun tesirinden kurtaramaz (Apsesyon). Düşüncenin, anormal fikrin baskısından kurtulması gerektiğini bilen hasta, bunun için başarısız gayretler de gösterir. Hasta, herhangi bir ikaza aldırmadan dalgınlık içinde bir takım fikir ve düşüncelere kapılır. Durumunun farkında olmadığı içindir ki, bu halden kurtulmak için hiç bir gayret göstermez (Preoküpasyon). Hasta, birbirine zıt fikir ve düşüncelerin tesiri altında görünür. Bir kimseyi hem sever hem de ondan nefret eder (Ambivalaus). Kendini aynı zaman da, birbirinden çok uzak iki yerde bulunuyor farz eder. Hasta, kendisiyle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan alaylarla, eşyaların, davranışların, doğrudan doğruya kendisini hedef aldığı, tehdit ettiği inancı içindedir (Paranoya ve Erken Bunama). Hastalığın temelinde şuuraltı günahkârlık, suçluluk, kendini kusurlu, kabahatli görmek gibi düşünceler, fikirler bulunur. 5 – Düşünme İçerikliği Bozuklukları Düşüncenin şeklinde görülen bozukluk ve hastalıklardan ayrı ola
rak, düşünme içeriliği anormallikleri, ruhi hastalıkların başka çeşitlerini teşkil eder. Hastalığın en önemli belirtileri, akıl ve mantık dışı konuşmalar, sözler, gerçek dışı muhakeme ve hükümlerdir. Hastayı, düşüncelerinin ve muhakemesinin yanlışlığına inandırmak mümkün değildir. Herhangi bir kimsenin düşmanlığına inanarak söyledikleri doğru ve mantıklı görünürse de esasında yanlıştır. Çünkü ortada bir düşmanlık yoktur (Paranoyak). Hasta büyüklük kompleksi içindedir. Zulmedilme düşüncesinin esiri görünür. Başarısızlıklara mazeret arama gayretleri vardır. Günahkârlık, fakirlik düşüncelerin altında bulunan hasta, ağır hallerde kendisinin ve nihayet dünyanın varlığını inkar, yok olduğunu iddia eder. Hasta, organik ciddi hiç bir rahatsızlığı olmadığı halde hasta olduğu inancındadır. Hastalık hastalığı (Hipokomdirya) diye de tarif edilen bu anormallik, muhtelif ruhi hastalıkların belirtisi olarak ortaya çıkar. Basit hastalıkların, çok ağır ve ciddi rahatsızlıklara dönüşebileceği, dönüştüğü inancının yerleşmesinin asıl sebebinin, marazi ve ruhi olduğu ortaya çıkar. Hasta, her şeyin, herkesin, hatta kendisinin, durup dinlenmeden değiştiği kanaatindedir. Hasta düşüncesindeki anormalliğin farkındadır, kendi kendisinden şikâyetçi görünür. Hasta, dıştan hiçbir uyarı, ikaz olmadığı halde, duyu organlarıyla bazı izlenimler sağladığını iddia eder (Sanrı). Hasta gözlerini bir noktaya diker, bir şeyler seyreder gibi görünür (Görme Sanrıları). Hasta kulaklarını dikmiş, bir şeyler dinliyormuş gibidir (İşitme Sanrılan) Hasta, bazen fısıldayarak, bazen yüksek sesle hayaletlerle konuşur. Hasta, hayaletlerin kendisini tehdit ettiklerini, onların zulmüne uğradıklarını ileri sürebileceği gibi, bunların tam aksini de iddia edebilir. Erken bunamalarda hastalık, kişinin, her türlü hareketinin ve davranışlarının kontrol altında bulundurulduğunu ileri sürmesiyle belirir. Hasta, bütün fikir ve düşüncelerinin başkaları tarafından olunduğuna, aklından geçenlerin bilindiğine vücudunun olmadık alet ve cihazlarla kontrol altına alınmış bulunduğuna inanır. Hasta, içinde bulunduğu yer ve zamanı tayin etmek gücünden yoksundur(Oryantasyon Bozukluğu). Hastalık belirtileri arasında, kişinin, günü, tarihi ve bulunduğu yeri bilmemesi de bulunur. 6 – Hafıza, Dikkat ve Uykudaki Bozukluklar Ruhi hastalıklar, “Hafıza, Dikkat ve Uyku” bozuklukları ile de ayrı türlerin belirtisiyle ortaya çıkar. Ruhi hastalıklarda hafıza tamamen veya kısmen kaybedilir. Çeşitli kademelerde unutkanlıklar görülür. Hastalık, dikkatin, aşırı şekilde artması veya azalmasıyla belirir. Hasta dikkatini herhangi bir konu üzerinde toplayamaz. Uyku düzeninde, alışılmadık, ciddi ve sürekli değişikliklerin ortaya çıkmasıyla ruhi hastalık belirir. Hastalık, uykunun, anormal şekilde artması veya azalması yahut tamamen ortadan kaybolmasıyla ortaya çıkar.

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir