10 Eylül 2014

Sedef Hastalığı Nedir

Sedef Hastalığı Psoriasis, sık rastlanan kronik nüksedici ve değişken klinik özellikleri olan bir deri hastalığıdır. Keskin sınırlı, evitemli plak ve papüller üzerinde yerleşmiş parlak, beyaz kabuk renginden dolayı halk arasında sedef hastalığı adıyla anılıyor. Nerelerde görülür? • Klasik Sedef Hastalığı (Psoriasis vulgaris) özellikle diz ve dirsekte, kalça bölgesinde, vücudun sürtünmeye daha çok maruz kalan bölgelerinde kızarık, kepekli plaklar şeklinde ortaya çıkabilir. • Vücudun katlantı bölgelerini (kasık, göğüs altı, koltuk altı, göbek, sünnet derisi) tutabilir. Sadece bu bölgelerde sınırlı kalabilir. • Deri ekleri (saç ve tırnak) tutulumu ile sınırlı olabilir.

Saç tutulumu saç dökülmesi yapmaz. Tırnak tutulumunda tırnakta noktalanma, erime, kepeklenme görülebilir. • Sadece avuç içi ve ayak tabanını tutabilir. Bu bölgelerin tutulumu, Sedef Hastalığının buradaki özel ter bezlerini etkilemesi ile açıklanabilir. • Sedef Hastalığı eklemleri tutarak “Sedef Romatizması” oluşturabilir. Tüm romatizmal hastalıkların %10’nu Sedef Hastalığına bağlı olarak oluşmaktadır. Sedef Hastalığının belki de en önemli tutulum yeri, yarattığı sonuç itibarı ile, eklemlerdir. Sedef romatizması çok ağır eklem bozuklukları yapabilir. • Sedef Hastalığı tüm deriyi tutabilir. Bu, Sedef Hastalığının ağır seyreden bir şeklidir. Bütün deri kırmızıdır. • Sedef Hastalığı deri üzerinde iltihabi görünümde seyredebilir. Bu çeşit rahatsızlıkta kızarık zemin üzerinde, toplu iğne başı şeklinde, çok sayıda, küçük iltihabi lezyon gözlenir (İltihabi Sedef Hastalığı mikrobik bir hastalık değildir). Kimlerde ve ne sıklıkta görülüyor? Gerçek sıklığı kesin olarak saptanmış olmamakla birlikte, popülasyonunun yüzde 1 – 3’ünde bulunduğu tahmin ediliyor. Dünya üzerindeki dağılımı; ırksal, jeografik ve çevresel faktörlerden etkileniyor. Örneğin; japon, kızılderili ve zencilerde oldukça az görülüyor. Kadın ve erkek eşit derecede tutuluyor. En sık 10 – 35 yaşlarında görüldüğü belirtiliyor. Ancak doğumdan itibaren tam yaşam boyu yakalanma riski oluşuyor. Ne kadar erken yaşta ortaya çıkarsa, pozitif aile öyküsü olasığı o denli yüksek oluyor. Ayrıca erken ortaya çıkış daha ciddi bir hastalığı işaret ediyor. Neden kaynaklanıyor? Etiyolojisi üzerinde yapılmış birçok çalışmalara rağmen halen nedeni bilinmeyen hastalıklar arasında yerini korumaya devam ediyor. Birçok faktörler ileri sürülüyor. Olasılıkla tetikleyici rol oynayan bu faktörlerden biri veya birden fazlası kalıtsal zeminde bir araya gelerek hastalığı başlatıcı bir yüklem üstleniyor. Bunların en önemlilerinden birini psikosomatik mekanizma oluşturuyor. Psişik stress ya başlatıcı ya da arttırıcı rol oynuyor ve hastaların çoğunda tespit ediliyor. Bunun yanı sıra; enfeksiyon odakları, bazı sistemide viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, bazı ilaçlar (lityum, antimalaryel, antihipertansifler) travma, ender olarak aşılar tetikleyici nedenler arasında yer alıyor. Kaç tipte görülüyor? Psoriasis’in klasik tipteki klinik gösterimi; keskin sınırlı, pembe – kırmızı eritemli bir papül veya makül üzerine yerleşmiş sedefi beyaz parlak kabuklar şeklinde. Çocuklarda genellikle gövde, saç, deri, kol ve bacaklarda nokta veya damla şekilli elemanlar görülürken, yetişkinlerde de travmayla ilgili olarak diz, dirsek ve bel bölgesinde plak yapma eğilimli lezyonlar halinde ortaya çıkıyor. Ancak bu kural değil. Tek bir lezyonun büyüklüğü toplu iğne başı gibi son derece küçük veya büyük bir vücut bölümünü kaplayacak kadar olabiliyor. Bu elemanların büyüklük ve şekillerine göre morfolojik tiplemeler yapılmış. Bu elemanlar özel isimleriyle anılıyor. Nasıl tanı koyuluyor? Klasik bir tip psoriasis dışında klinikte başka psoriasis tipleri de mevcut. Bunlar atipik psoriasis formları olarak biliniyor. Bunların başlıcaları vücutta yaygın kızarıklık yapan ve genellikle hastane tedavisini gerektiren eritrodermik psoriasis, yine tüm vücudu tutan fakat kızarıklığın yanı sıra içi steril püy ile dolu kabarcıkların bulunduğu püstüler psoriasis, eklemlerin tutulduğu ve bazen romatoid artrit ya da ankilozan spondilit ile karışan artropatik form ve nihayet gebelik prosiasisidir. Bu formların tümü genellikle ciddi seyrediyor ve sistemik tedaviye gereksinim duyuluyor. Tipik özellikler gösteren klasik psoriasis olgularında tanı zorluk göstermiyor. Fakat sınırlı yerleşim gösteren veya atipik vakalarda; egzama, deri lenfoması, frengi, mantar hastalıkları, liken gibi dermatozlarla ayrım zor olabiliyor. Böyle deriden parça alınarak histopatolojik tetkik yapılıyor ve hastalığa özel bulgular saptanarak tanı konuluyor. Tanıda diğer laboratuar bulgularının bir önemi olmuyor ve her ne kadar ürik asit yüksekliği, hafif anemi hipoalbüminemi, yüksek sedimantasyon saptanabilse de spesifik olarak nitelendirilmiyor. Tedavi olarak neler uygulanıyor? Hastalığın tedavisinde şimdiye kadar pek çok çeşitli ilaç ve yöntemler denendi ve her geçen gün bunlara yenileri ekleniyor. Bunun nedeni etiyolojinin belli olmaması ve dolayısıyla nedene yönelik sağaltım yapılamadığı için bunların kısmen ya da tümüyle başarısız kalmasıdır. Tedavinin ana ilkeleri nüksü önlemek üzere çeşitli tetikleyici faktörleri elimine etmeye çalışmak, yani enfeksiyonu ortadan kaldırmak, travmadan kaçınmak, psişik faktörleri düzeltmek; hastalık tipi, lezyon morfolojisi ve yerleşim yeri ile hastanın yaşı ve genel durumuna göre uygun bir yöntemi ve / veya ilacı seçiyor. Bölgesel soyucular katran, antralin gibi eski ve konvansiyonel ajanlar bugün önemlerini hala koruyor. Topikal kortikosteroidli merhemler fototerapi, helioterapi, bazı sitostatik ilaçlar, sulfasalazin, kolşisin, topical ve sistemik D vitamini sistemik retinoidler, hatta interferon diğer tedavi seçeneklerini oluşturuyor. • Sedef Hastalığı tedavisinde amaç en az yan etki ile en iyi sonuçları elde etmek ve belirtisiz dönemi mümkün olduğunca uzun sürdürmektir. • Her Sedef hastasına önerilen tedavi aynı değildir ve her hasta için, uygun olan tedavi yöntemi belirlenmelidir. • Genelde tedaviye, yan etkileri daha az olan ve deriye dıştan sürülen ilaçlarla başlanır. Bu uygulamalardan önce, kepek dökücü ilaçlarla yüzey temizlenir ve diğer ilaçların etkinliği arttırılır. • Belirtilerin yaygın olduğu durumlarda ultraviyole ışını ile tedavi uygulanabilir (UVB, PUVA, vb.). • Çok inatçı ve ağır tiplerde ağız yolu ya da iğne şeklinde uygulanan ve yan etki riski daha yüksek olan ilaçların takip altında kullanılması önerilebilir. • Hangi tedavi uygulanırsa uygulansın tetikleyici etkenler aradan çıkartılmaya çalışılır. Banyodan sonra nemlendiriciler kullanılıp, derinin kuruma, kaşıntı ve zedelenmesi, dolayısıyla yinelemeler önlenmeye çalışılır. • Sedef Hastalığı’nda lokal ve kabin PUVA tedavileri uygulanmaktadır.

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir